Kuranı Kerimin Tanımı

Kur’an’da Güzelliklerin Tanımı

 

Kur’an-ı Kerim’de güzellikleri Tesbit etmek, Allah’ın kelamındaki sanat ve güzelliği idrak etmek anlamındadır. Bu güzellikler, Kur’an-ın insanlar üzerindeki etkisini arttıracak niteliktedir.Bazı Kur’an-ı Kerim bilginleri, Kur’an-ın fesahat ve belagat özelliklerinin cazibe ve çekim merkezi olduğunu belirtiyorlar. Fakat bazı uzmanlara göre tek bir faktöre dayalı olarak Kur’an-ın etkilerini açıklamak mümkün değildir. Bu mukaddes kitap sayesinde ancak insanın akıl gücü ve kemalleri zirveye ulaşır. Kur’an-ın etkileme gücü çok boyutludur. Kur’an-ı Kerimin kıraatini dinleme veya bizzat okuma da meydana gelen yüksek şevk ve coşku, kuranın ikazlarından kaynaklanır. Bu yüzden Kur’an’ın güzelliklerini kavrama sürecinin ebedi ve sonsuz olduğunu söylemek mümkündür.

Nizam lakaplı İbrahim Bin Seyyar, Kur’an’da güzellik ve estetik konusunu gündeme getiren Kur’an-ı Kerim bilimcilerinin öncüsüdür. Seyyar, çağının en büyük edipleri ve edebiyatçılarından biri olup, Nazım ve Nesir ile Arap dili fesahatı ve belagatına aşina biriydi. Nizam, edebiyata bunca hakim olan Arapların niçin Kur’an gibi bir kitap oluşturamadıklarını soruyor. İbrahim Seyar Kur’an-ı Kerim’in İcâz ve Mucize özelliğini gündeme getirip, Kur’an-ı Kerim’in çeşitli alanlarda özel bir nazım ve icâzla bütünleştiğini, ona bu yoldan güzellikler bağışlandığını belirtti. Nizam’ın talebesi Cahiz de, Nazm’ul Kur’an adlı telif eserinde, hocasının Kur’an-ı Kerim’in güzel nazımı hususundaki görüşlerini teyit etti. Müslüman düşünür ve alim Hâtayi de Kur’an-ı Kerim’in belagatının onun lafızları cazibesi ve tazeliğinin kaynağı olduğunu belirtiyor. Bu çalışmalardan sonra, Kur’an-ı Kerim’in icâzi ve güzel nitelikleri konusundaki araştırmalar ve çalışmalar yeni boyutlar kazandı.

Kur’an-ı Kerim, insanlığı hidayete doğru sevkeden ve olgunlaştıran bir ilahi kitaptır.Yani gelişmeye doğru hidayet kitabıdır. Peygamber efendimiz, Kur’an-ı Kerim’i Mekke halkına tilavet ettiğinde, herkes özel bir sözü dillendirip, ilahi ve manevi kelam ve mesajı ilettiğinin bilincindeydi. Kur’an-ı Kerimin buyuruğu üzerine kafir ve müşrikler, Kur’an-ı Kerimin insanları büyüleyip, kendine doğru çektiğini ileri sürüyorlardı. Müddesir suresinin 24. ayetinde yüce Allah, bu yaklaşımı ve cahilliği şiddetle kınayıp şöyle buyuruyor: Böylece bu yalnızca aktarılarak öğrenilen bir büyüdür, dedi.

Özde Kur’an-ın güzelliği, onun icâz ve mucizevi boyutudur. Bu büyük mucizenin öğretileri, görkemli bir medeniyeti beşeri topluma armağan etti. Kur’an-ı Kerim’in indiriliş çağında zirvede olan Arap edebiyatı, Kur’anın doğan nuru karşısında sönükleşti. Yeni bir edebiyat biçimi göz alıcı bir şekilde gelişti ve çeşitli kollara ayrıldı.

Kur’an-ı Kerim vahy olarak indirilmeden önce, farklı Arap lehçeleri ve dil bilgisi yaygındı. Fakat Kur’an-ı Kerim dili hakim olduktan sonra Arap Sarf-u Nahvı Kur’an-ı Kerim ilkeleri üzerine yeniden oluşturuldu. İmam Cafer’ussadık –as- bu konuda şöyle buyuruyor:

Kur’an-ı Kerim yeni nesil için bir hüccettir. Nitekim önceki nesiller için de bir hüccet sayılıyor. Her bir kavim Kur’an-ı Kerimden yeni intibalar ve ilhamlar edinebiliyor. İnsan Kur’an-ı Kerim okuyup, düşündüğünde, yeni noktalara ulaşır. Halbuki bu özelliklere şiir ve hutbelerde rastlanmaz.

Bazı Kur’anı Kerim bilgeleri ve araştırmacılarına göre, Kur’an-ın manevi etkisi de, Kur’an-ın güzellik ve estetik özelliğini zirveye ulaştırıyor. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in Zümer suresinin 23. ayetinde yüce Allah şöyle buyuruyor.

“ Bir Allah’tır ki sözün en güzelini  indirmiştir bir kita halinde, bir kısmı, bir kısmına benzer, bir kısmı, bir kısmını gerçekleştirir, her şeyi tekrar-tekrar bildirir; Rablerinden korkanların tüyleri diken diken olur onu dinlerken, sonra da bedenleri ve gönülleri, Allah’ı anmak için yumuşar, işte bu, Allah’ın bir hidâyetidir ki dilediğini, onunla doğru yola sevk eder ve Allah, kimi doğru yoldan saptırırsa ona yol gösterecek yoktur”.

Kur’an-ı Kerim Maide suresinin 83. ayetinde de gayri Müslim insanların da Kur’an-ı Kerim’den etkilenip, değişim ve dönüşüm yaşadıklarına değinip şöyle buyurur:

“Peygamberlere indirileni duydular mı gerçeği tanıdıklarından görürsün ki gözleri yaşla dolar da taşar. Derler ki: Rabbimiz, inandık biz, bizi gerçeğe tanık olanlardan et.”

Yapılan bilimsel ve pratik araştırma ve denemelere göre, Kur’an-ı Kerimin tilaveti, bazı acıları ve stresleri yatıştırıyor. Bu konuda birçok üniversitenin araştırma sonuçları yayınlanmıştır. Genel olarak Kur’an-ı Kerimin manevi etkileri, insanların düşünce ve davranış biçimini etkileyip, ıslah ediyor. Bilinçsiz ve cahil insanları bilgili, akıllı ve çalışkan insanlara dönüştürüyor.

Kur’an-ı Kerim Ayetlerinin hedefli ve ilkeli olması da, bu ilahi kitabın sanatsal boyutunu göz alıcı kılıyor. Genel olarak sanatçılar, “sanat, sanat için”, “güzellik-güzellik için” diye bir tanımlama yapıyorlar. Fakat Kur’an-ı Kerim’in sanatsal boyutunu güzellik bilimi (epistomoloji) kurallarıyla tanımlayıp, sınırlandırmak mümkün değildir. Çünkü Kur’an, en üstün bir hidayet kitabıdır ve sadece edebi bir eser olarak nitelendirilemez. Örneğin Kur’an-ın kıssalarının güzellik beyanı ve sanatsal cazibelerinden daha önemli boyutu, bu kıssaların bir hedef üzerine odaklanmış olmasıdır.Kur’an-ın kıssaları, Allah’ın sanatsal fuarı olup, okur ve dinleyicileri akıl etme, düşünme ve mesajı almaya çağırıp, gerçekçi sahneleri gözler önüne seriyor. Bu güzel tasvirler fuarında hz. İbrahim’in tevhid anlayışı ve tevhidi uygulamaları yansıtılıyor. Bu kıssalarda hz. Meryem’in hayatı, ibadetleri, ilahi müjdelerle müjdelenmesi güzel bir şekilde resmediliyor. İsmail’in ihlas ve inanç sahneleri, babası İbrahim’e olan bağlılığı dinleyici heyecanlandırıyor. Bu yoldan Allah’a kulluk ve inanç tohumları serpilip, yeşeriyor. İlahi ayetler daha sonra, muhataplarını hz. Musa ile birlikte tur dağına alıp götürüyor. Onun yolunu aydınlatacak nur demetlerini sunuyor.

Kur’an-ı Kerim’in güzelliklerini kavrayabilmek için, ayetlerin geometrik özelliklerine göz atmak gerekir. Kur’an-ı Kerim’de kullanılan kelimelerin lafız ve anlamı arasındaki irtibat sanatsal bir düzen ve uyuma sahiptir. Konular birbirine bağlı olarak gelişiyor. Bunların her biri, derin hakikatleri içerdiği gibi, diğer kelime ve kavramların kenarında özel bir güzellik kazanıyor. “Kur’an’da Allah ve insan” ile Kur’an’da ahlaki mefhumlar” kitaplarının yazarı Japonyalı yazar Tuşihko İzotsu, Kur’an-ı Kerim’in geometrik yapısını keşfedip, yaptığı kapsamlı araştırmalar sonucu, Kur’an-ı Kerim kelime ve kavramlarının karmaşık ve geniş bir şebekeye dönüştüğünü, kelimelerarası çok boyutlu irtibatların bulunduğunu tesbit etti.

Kur’an-ı Kerim’in güzellik biliminin göstergelerinden biri de Kur’an-ı Kerim’in melodik ve ritmik müsiki özelliğidir. Kur’an-ı Kerim hafler, kavramlar ve kelimeleri düzenli ve mantıklı bir şekilde ayetler ve surelerde kullanıp, onların arasında güzel ve ahenkli bir uyum sağlayıp, bu ilahi kitabın okunuşunu beğenilir ve çekici kılmıştır. Kur’an-ı Kerim ilk baştan kıraat edildiğinde, Müslümanların ferdi ve toplumsal hayatına özel bir deruni zevk ve coşku oluşturmuştur. Dinleyen ve okuyan kimse ayetlerin ritmik özelliklerinden büyük bir manevi zevk almaktadır. Kur’an-ı Kerim’i okuyanlar, ayetlerin anlamını kavramasalar bile, onun kıraatinden zevk almakta ve Allah’a huzu ve huşuda bulunmaktadırlar. Kur’an-ı Kerim’in kelimeleri ve lafızlarının arasındaki ahenk ve uyumla dengeyi, insanın öz varlığını etkileyen mucizeler olarak nitelendirmektedirler.

Kur’an-ın sadeliği, özellikle kısa sureleri Kur’an’ın diğer cazibe ve güzellik kaynağı sayılıyor. İngiliz Prof. ve yazar, kelamın enginlik ve zenginliğinin de Kur’an’ın diğer bir cazibe kaynağı olduğunu kaydedip, şunları belirtiyor:

“Kur’an’ın izlediği üslup ve metod, bir edebi eserin sade kelimelerle yazılması halinde bile yüksek kemal ve derinliklerle de donatılabileceğini gösteriyor. Kur’an-ı Kerim insanın doğduğu anda olduğu gibi, günümüzde de edebi açıdan en seçkin ve üstün dini kitap sayılıyor. Nitekim 1400 sene önce indirilen Kur’an, günümüzde de tazeliği ve canlılığını koruyor.

Kur’an-ı Kerim, ilahi  cemal, kemal ve güzelliği cilvegâhı ve simgesidir. Kur’an-ın işlediği konular, insanlığı maddi, manevi, gerçek güzelliklere çağırıyor. Nitekim İngiltere üniversiteleri hocası ve yazar Dr. Saint Grik bu konuda şunları kaydediyor: Yazdığım ilk kitap ile Kur’an-ı açıp okuma tarihleri arasında uzun bir süre gelip geçti. Fakat Kur’an-ı her seferinde okuduğunda benzer güzellikler ve yapıcı etkileriyle karşılaşıyorum. Ben Kur’an ile tanıştıktan sonra Kur’an-ı Kerim’in manyetik etkilerinin onun kelimelerinden kaynaklandığını anladım. Çünkü bu cazibe ve çekim alanının tek bir sebebi olamaz. Çeşitli faktörler, bu çekim alanının oluşumuna sebep olur. Bu faktörler, Kur’an-ın kelimelerinin diziliş biçimi ve diğeri Arap Sarf ve Nahvı’dır. Bunlar Kur’an’ın bütün kelimeliri ve cümlelerinde saklıdır.

Yorum Yaz